Kastamonu Üniversitesinde Cumhuriyet’in 103. yılı dolayısıyla düzenlenen “103. Yılında Cumhuriyet: Hafıza, Kimlik ve Süreklilik” başlıklı panelde, Cumhuriyet’e giden tarihsel süreç, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e siyasi ve toplumsal dönüşüm ile Anadolu’nun Türk edebiyatındaki yeri ele alındı.
27 Ekim 2026 tarihinde Üniversitemiz Merkezi Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda gerçekleştirilen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Ercan Çelebi, Cumhuriyet’in 103. yılını anmak ve kutlamak üzere bir araya geldiklerini belirterek panelin hafıza, kimlik ve süreklilik kavramları etrafında şekillendiğini ifade etti. Hafızanın tarihsel geçmişi, kimliğin Cumhuriyet’in kazandırdığı değerleri, sürekliliğin ise geçmiş ile bugün ve gelecek arasındaki bağı temsil ettiğini dile getiren Çelebi, Türk tarihindeki siyasi ve toplumsal dönüşümlere değindi. Göktürkler ve Büyük Selçuklu Devleti’nden Osmanlı’nın modernleşme hareketlerine uzanan tarihsel birikimin Cumhuriyet’e giden sürecin anlaşılması açısından önem taşıdığını belirten Çelebi, ıslahat hareketleri, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinin yeni bir devlet ve toplum anlayışının gelişimine katkı sağladığını kaydetti.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreç ele alındı
Panelin ilk konuşmacısı, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Murat Yılmaz oldu. “Cumhuriyet’e Giden Süreç: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e” başlıklı konuşmasında Yılmaz, Cumhuriyet’in yalnızca 29 Ekim 1923’te alınan bir kararla ortaya çıkmadığını, uzun yıllara yayılan modernleşme hareketleri, siyasi düşünce tartışmaları ve millî egemenlik mücadelesinin sonucunda şekillendiğini anlattı.
Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıldaki modernleşme hareketlerini değerlendiren Yılmaz, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde başlayan yeniliklerin Tanzimat Fermanı ile farklı bir boyut kazandığını belirtti. Modern eğitim kurumlarının yaygınlaşması, Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi ve yabancı dil bilen bürokratların yetişmesinin Batı’daki siyasi düşüncelerin Osmanlı toplumunda tanınmasına katkı sağladığını ifade etti.
Basının yeni siyasi fikirlerin yayılmasındaki rolüne de değinen Yılmaz, Şinasi, Namık Kemal ve Ali Suavi gibi aydınların vatan, millet, özgürlük ve kamuoyu kavramlarının tartışılmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Genç Osmanlılar hareketiyle güçlenen anayasa ve meşrutiyet taleplerinin 1876’da Birinci Meşrutiyet’in ilanında etkili olduğunu belirtti.
Millî Mücadele döneminin Cumhuriyet’e giden süreçteki yerini de değerlendiren Yılmaz, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışından Amasya Genelgesi ve Erzurum-Sivas kongrelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’na kadar yaşanan gelişmelerin millî egemenlik anlayışını güçlendirdiğini ifade etti. Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılmasıyla yeni devletin siyasi ve kurumsal dönüşümünde önemli aşamaların tamamlandığını kaydetti.
Cumhuriyet’in ortak bir tarihsel miras olduğunu vurgulayan Yılmaz, Millî Mücadele’nin toplumun farklı kesimlerinin fedakârlıklarıyla yürütüldüğünü belirterek bu mücadelenin en önemli kazanımlarından birinin Cumhuriyet olduğunu dile getirdi. Cumhuriyet’i anlamanın geçmişi bilmenin yanı sıra bu tarihsel birikimi gelecek nesillere aktarmayı da gerektirdiğini ifade etti.
Anadolu’nun Türk edebiyatındaki yeri değerlendirildi
Panelin diğer konuşmacısı Prof. Dr. M. Onur Hasdedeoğlu, “Anadolu’ya Açılan Pencere” başlıklı sunumunda Türk edebiyatının gelişimini ve Anadolu’nun edebî eserlerdeki yerini ele aldı.
Osmanlı döneminde edebî ve kültürel hayatın ağırlıklı olarak İstanbul merkezli geliştiğini, Anadolu’nun ise uzun süre eserlerde sınırlı biçimde temsil edildiğini belirten Hasdedeoğlu, Millî Edebiyat hareketiyle birlikte Anadolu insanının yaşamının, halk kültürünün, Türkçenin ve millî kimlik anlayışının edebiyatın temel konuları arasında yer almaya başladığını ifade etti. Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında yaşanan toplumsal değişimlerin edebiyata da yansıdığını belirten Hasdedeoğlu, yazarların bu dönemde Anadolu’nun sosyal koşullarına ve insanının yaşamına daha fazla yöneldiğini kaydetti.
Hasdedeoğlu, Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu, Halide Edib Adıvar’ın Ateşten Gömlek, Aka Gündüz’ün Dikmen Yıldızı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban adlı eserlerini Anadolu’nun edebiyattaki görünürlüğünü ve dönemin toplumsal gerçeklerini yansıtan örnekler arasında gösterdi. Bu eserlerin eğitim, taşra yaşamı, Millî Mücadele, aydın-halk ilişkisi ve toplumsal değişim gibi konular üzerinden Anadolu’nun kültürel kimliğinin anlaşılmasına katkı sağladığını dile getirdi.
Katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından panel, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.