Kastamonu Üniversitesi Erasmus Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen “Geleceğin Becerileri için Erasmus Günleri” kapsamında, Prof. Dr. Selman Tunay Kamer’in yürütücülüğünü üstlendiği “Cultivating Peaceful Communities: Non-Violent Communication via Gamification” başlıklı KA220 projesinin etkinlikleri, 13 Ekim 2026 tarihinde Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Akran zorbalığıyla mücadele ve oyunlaştırma yoluyla şiddetsiz iletişim becerilerinin geliştirilmesine odaklanan programa; Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, Kastamonu İl Millî Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, Üniversitemiz Dış İlişkiler Genel Koordinatörü Doç. Dr. M. Öztürk Akcaoğlu, Proje Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, akademik ve idari personelimiz, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. İtalya, Almanya ve Portekiz’den proje ortakları da programa çevrim içi olarak iştirak etti.
Uluslararası proje ortakları çalışmalarını tanıttı
Programın ilk bölümünde proje ortakları, kurumlarını tanıtarak proje kapsamında yürüttükleri çalışmaları ve geliştirdikleri eğitim materyallerini katılımcılarla paylaştı.
Almanya’dan Nextapp temsilcisi, çocukların ve gençlerin davranışsal konularda bilgi ve beceri kazanmalarını destekleyen üç temel proje üzerinde çalıştıklarını belirtti. Özellikle 12-15 yaş grubuna yönelik oyun tabanlı eğitim içerikleri geliştirdiklerini aktaran temsilci, hayvanların duygusal tepkilerini anlamaya yönelik oyunun beta aşamasında olduğunu ve mobil sürümünün de geliştirildiğini ifade etti. Proje çıktılarının tamamlandığında internet sitesi ve mobil uygulama üzerinden öğrencilerin ve eğitimcilerin kullanımına açılacağını kaydetti.
İtalya’dan Arte e Cultura Sociale temsilcisi, kuruluşun farklı yaş gruplarına yönelik çok kültürlü sosyal faaliyetleri, Erasmus+ gençlik akreditasyonu ve Avrupa Dayanışma Programı kapsamındaki çalışmaları hakkında bilgi verdi. Projenin ihtiyaçlara odaklanan dördüncü modülünün geliştirilmesinden sorumlu olduklarını belirten temsilci, ortaklar arasındaki iş birliğinin önemine değindi.
Portekiz’den João de Deus temsilcisi ise kurumun eğitim alanındaki geçmişini, öğretmen yetiştirme faaliyetlerini ve çocuklara yönelik uygulamalarını anlattı. Öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda geliştirilen eğitim modelini tanıtan temsilci; gözlem ile yargıyı ayırt etme, yargı içeren ifadeleri yeniden düzenleme, duyguları tanıma ve çatışmaları değerlendirme konularında hazırlanan etkinlikleri paylaştı. Okullarda uygulanmaya başlanan çalışmalarla çocukların iletişim ve değerlendirme becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Prof. Dr. Kamer: “Daha barışçıl toplulukların oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz”
Proje Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, açılış konuşmasında küreselleşme, dijitalleşme ve yapay zekâ alanındaki gelişmelerin toplumsal ilişkileri dönüştürdüğünü belirterek akran zorbalığı ve siber zorbalık gibi sorunların bu süreçte daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Beş ülkeden ortakların yer aldığı projenin temel hedefinin oyunlaştırma yoluyla daha barışçıl toplulukların oluşmasına katkı sağlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Kamer, akran zorbalığının önlenmesine yönelik uygulanabilir yöntemler geliştirdiklerini söyledi. Proje kapsamında eğitsel ve dijital oyunların yanı sıra farkındalık kampanyaları ve rehber materyaller üzerinde çalışıldığını aktaran Kamer, bir yıllık çalışma sürecinin tamamlandığını ve ortaklarla düzenli toplantılar gerçekleştirildiğini kaydetti.
Kastamonu İl Millî Eğitim Müdürlüğünün projeye katkılarına da değinen Prof. Dr. Kamer, sonraki aşamalarda farklı eğitim faaliyetlerinin düzenleneceğini belirtti. Proje kapsamında geliştirilen çıktıların uluslararası düzeyde yaygınlaştırılarak akran zorbalığıyla mücadele çalışmalarına katkı sağlamasının hedeflendiğini ifade etti.
Hasan Gümüş: “Ailelerin bilinçlendirilmesi de gerekiyor”
Kastamonu İl Millî Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, dijital dünyanın sunduğu kolaylıkların yanı sıra çocuklar ve gençler açısından çeşitli riskler de barındırdığına dikkat çekti. Dijital platformların bilinçsiz kullanımının olumsuz davranışlara yol açabildiğini belirten Gümüş, bu sorunlarla mücadelede öğrencilerin yanı sıra ailelerin de bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Projenin dijital risklere ilişkin farkındalığın artırılmasına ve uygulanabilir çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını kaydeden Gümüş, çocukların dijital ortamlardaki zararlı etkilerden korunmasına yönelik önleyici çalışmaların önemini vurguladı. Ailelerin bilinçli hareket etmesinin ve çocukların çevrim içi ortamlarda karşılaşabilecekleri riskleri tanımasının bu sürecin temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti.
Prof. Dr. Kaymakcı: “Dijital teknolojiler fırsat eşitliğini desteklemeli”
Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, konuşmasında Üniversitemizin eğitim faaliyetleri, uluslararasılaşma çalışmaları ve proje iş birlikleri hakkında bilgi verdi. Uluslararası öğrenci hareketliliği, değişim programları, Erasmus+ faaliyetleri ve ikili anlaşmalar aracılığıyla farklı ülkelerle akademik ilişkilerin geliştirildiğini belirten Prof. Dr. Kaymakcı, bu çalışmaların öğrencilerin ve personelin gelişiminin yanı sıra Üniversitemizin uluslararası tanınırlığına ve kültürlerarası etkileşime de katkı sağladığını dile getirdi.
Oyun ve deneyim yoluyla öğrenmenin eğitim süreçlerindeki önemine değinen Prof. Dr. Kaymakcı, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin eğitim alanında yeni imkânlar sunduğunu ifade etti. Bu teknolojilerin bilgi aktarımının yanı sıra beceri ve değerlerin kazandırılmasında da kullanılabileceğini belirtti.
Dijital eğitim araçları geliştirilirken maliyet, altyapı ve erişim imkânlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaymakcı, hiçbir öğrencinin teknolojik imkânlara erişemediği için eğitim fırsatlarından mahrum kalmaması gerektiğini söyledi. Eğitim politikalarının bütün öğrencileri kapsaması ve dijital teknolojilerin fırsat eşitliğini destekleyecek biçimde kullanılması gerektiğini kaydetti.
Orhan Toker: “Dijital Dopamin Çağında Öğretmen Olmak”
Uluslararası proje ortaklarının sunumlarının ardından eğitimci ve yazar Orhan Toker, “Dijital Dopamin Çağında Öğretmen Olmak” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumuna 11 yaşındaki bir çocuğun günlüğünden okuduğu satırlarla başlayan Toker, çocukların dijital oyunlarla kurduğu ilişkinin yalnızca eğlenceyle sınırlı olmadığını belirtti. Oyunların ve sosyal medya uygulamalarının kullanıcıların dikkatini uzun süre sürdürmeye yönelik yöntemlerle tasarlandığını, içeriklerin sürekli değişmesinin duygusal tepkileri etkileyebildiğini ifade etti.
Dijital dünyada karşılaşılan sorunlardan çevrim içi zorbalığa da değinen Toker, dijital okuryazarlığın yalnızca teknolojiyi kullanmayı bilmekten ibaret olmadığını vurguladı. Başkalarının haklarına saygı göstermenin, çevrim içi ortamlarda sorumlu davranmanın ve dijital ortamlardaki davranışların gerçek hayattaki ilişkilere etkisini anlamanın önemine dikkat çekti.
Çocukların kişisel verilerinin korunması ve yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimlerinin sınırlandırılması gerektiğini belirten Toker, dijital platformların, içerik üreticilerinin ve ailelerin sorumluluklarına değindi. Çocukların akıllı telefon kullanımında yalnızca yasaklara odaklanmak yerine açık iletişim kurulması, yaşlarına uygun sınırlar belirlenmesi ve güvenli alternatifler sunulması gerektiğini söyledi.
Ebeveynlerin çocuklara sözleri kadar davranışlarıyla da örnek olduğunu ifade eden Toker, yetişkinlerin kendi dijital medya alışkanlıklarını da gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Çocukların dijital dünyada bilinçli, güvenli ve dengeli biçimde yer alabilmesi için ailelerin, eğitimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve kamu kurumlarının ortak sorumluluk üstlenmesinin önemini vurguladı.
Sunumun ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcıların soruları yanıtlandı.
Dr. Öğr. Üyesi Bayır: “Yapay zekâ öğrenme sürecini destekleyebilir”
Programın son konuşmacısı Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Esma Aybike Bayır, “Yapay Zekâ Çağında En İnsani Teknoloji: İletişim – Öğrenmenin Geleceği, Öğretmenin Rolü ve Şiddetsiz İletişim” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Yapay zekânın öğrencilerin öğrendiklerini tekrar etmelerine ve eksiklerini fark etmelerine yardımcı olabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Bayır, öğrenme sürecinde öğretmenin rolünün önemini koruduğunu vurguladı. Yapay zekâ tarafından sunulan bilgilerin ve kaynakların güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini ifade eden Bayır, bilgi kaynaklarını eleştirel biçimde değerlendirme becerisinin dijital çağda daha da önemli hâle geldiğini söyledi.
Oyunlaştırmanın zaman ve planlama gerektiren bir süreç olduğuna dikkat çeken Bayır, yapay zekânın bu süreçte nasıl kullanılabileceğinin uygulamalı örneklerle ele alınabileceğini belirtti. Yapay zekâ destekli uygulamaların şiddetsiz iletişim becerilerinin geliştirilmesinde de kullanılabileceğini ifade eden Bayır, öğrencilerin farklı senaryoları deneyimleyerek aldıkları geri bildirimler doğrultusunda yanıtlarını yeniden şekillendirebileceğini dile getirdi. Bu yaklaşımın öğrencilere farklı durumlarda uygun iletişim yöntemlerini deneme ve geri bildirim yoluyla öğrenme imkânı sunduğunu kaydetti.